<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fizik Nedir &#187; Bilim Adamları</title>
	<atom:link href="http://www.fiziknedir.com/index.php/archives/category/bilim-adamlari/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fiziknedir.com</link>
	<description>Fizik Dünyasına Hoş Geldiniz.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Jan 2012 12:51:18 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>ALBERT EİNSTEİN DAN 10 HAYAT DERSİ</title>
		<link>http://www.fiziknedir.com/index.php/archives/809</link>
		<comments>http://www.fiziknedir.com/index.php/archives/809#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 May 2010 12:00:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fiziknedir.com/?p=809</guid>
		<description><![CDATA[
Albert EİNSTEİN dan 10 hayat dersi
En zekiyi dinleyin
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fiziknedir.com/wp-content/uploads/2010/05/2einstein_zar.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-812" title="2einstein_zar" src="http://www.fiziknedir.com/wp-content/uploads/2010/05/2einstein_zar-300x192.jpg" alt="2einstein_zar" width="300" height="192" /></a></p>
<p>Albert EİNSTEİN dan 10 hayat dersi</p>
<p><a href="http://www.sabah.com.tr/fotohaber/dunya/albert_einsteindan_10_hayat_dersi">En zekiyi dinleyin</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fiziknedir.com/index.php/archives/809/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Feza Gürsey (1921-1992)</title>
		<link>http://www.fiziknedir.com/index.php/archives/142</link>
		<comments>http://www.fiziknedir.com/index.php/archives/142#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2009 17:08:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yakupatbinici.com/site/?p=142</guid>
		<description><![CDATA[Feza Gürsey (1921-1992) 
  1940&#8242;ta Galatasaray Lisesini bitiren Gürsey 1940-44 arasında Istanbul Universitesi Fen Fakültesinde (İÜFF) fizik öğrenimi gördü. Daha sonra Ingiltere&#8217;ye gitti ve 1950&#8242;de Londra Universite&#8217;sine bağlı imparatorluk bilim ve teknoloji yüksek okulu&#8217;nda doktora çalışmasını tamamlayarak Türkiye&#8217;ye döndü. 

  1951&#8242;de İÜFF&#8217;ye genel fizik asistanı olarak giren Gürsey, 1957&#8242;de ABD&#8217;ye giderek Brookhaven Ulusal Laboratuvarı&#8217;nda ve 1958-60 arasında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: large; color: #0000ff; font-family: Tahoma;">Feza Gürsey (1921-1992) </span><span style="font-size: x-small; color: #800040;"></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Tahoma;"> <img class="alignleft" title="turk" src="http://www.fiziksemineri.com/bilimad/gursey.jpg" alt="" width="120" height="150" /> 1940&#8242;ta Galatasaray Lisesini bitiren Gürsey 1940-44 arasında Istanbul Universitesi Fen Fakültesinde (İÜFF) fizik öğrenimi gördü. Daha sonra Ingiltere&#8217;ye gitti ve 1950&#8242;de Londra Universite&#8217;sine bağlı imparatorluk bilim ve teknoloji yüksek okulu&#8217;nda doktora çalışmasını tamamlayarak Türkiye&#8217;ye döndü. </span></p>
<p><font size="2" color="#800040"></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Tahoma;">  1951&#8242;de İÜFF&#8217;ye genel fizik asistanı olarak giren Gürsey, 1957&#8242;de ABD&#8217;ye giderek Brookhaven Ulusal Laboratuvarı&#8217;nda ve 1958-60 arasında Princeton Universite si&#8217;nde araştırmalar yaptı.1960-61 yıllarında konuk yardımcı profesör olarak Columbia Universite&#8217; sinde dersler verdi. Ve daha sonra Türkiye&#8217;ye dönerek 1961&#8242;de Orta Doğu Teknik Universitesi&#8217;nin(O.D.T.Ü) Teorik Fizik Bölümü&#8217; nde Profesör oldu. 1963&#8242;te yeniden ABD&#8217;ye giden Gürsey 1963-67 arasında Yüksek Araştırma Enstütüsü&#8217;nde ve Yale Universite&#8217;sinde konuk profesör olarak dersler verdi. 1974&#8242;te O.D.T.Ü&#8217;den ayrılarak Yale Universitesi&#8217;ne geçti. Ve 1977&#8242;de Josiah Willard Gibbs adına kurulan kürsünün profesörlüğüne atandı. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Tahoma;">  Feza Gürsey kuramsal fizik alnındaki çalışmalarını atom çekirdeğini oluşturan parçacıklar arasındaki temel etkileşmelerin ve bu parçacıkların iç yapısının incelenmesi üzerinde yoğunlaştırdı. Temel parçacıkların spinlerini inceledi. 1960&#8242;ta SU(2) X SU(2) bakışım grubunun lineer olmayan gösterimlerini geliştirdi. 1964&#8242;te Italyan fizikçi Radicati ile birlikte çalışarak, çekirdek kuvetlerinin, spin ve izospinin yanısıra Gell-Mann ve Neeman&#8217;ın önerdiği SU(3) grubunda etkin olan acayiplik&#8217;ten de bağımsız olduğunu ifade eden SU(6) bakışım grubunu ortaya attı. 1974-76 arasında M.Günaydın ile birlikte yaptığı çalışmalarda o güne değin fizikte bulunmayacağı sanılan ayrıcalıklı grupların belirleyebileceği bakışımları araştıran Gürsey, kromodinamik ve elektromagnetik etkileşme yapan renkli kuvarklar ile zayıf(süresi 10 saniyeden uzun) ve elektromagnetik etkileşme yapan elektron, müon ve notrinolar gibi leptonları biraraya toplayan bileşik bir E6 grubunun içerdiği oktonyon cebrinin renk dinamiğiyle ilgisi olduğunu gösterdi. 1976&#8242;da da bu grubun bir bileşik grup olabileceğini önerdi. Gürsey&#8217;in bu çalışmaları 1968&#8242;de TUBİTAK Bilim Ödülü, 1977&#8242;de Oppenheimer Ödülü,1979&#8242;da Einstein Madalya&#8217;sı, 1981&#8242;de New York Akademisi&#8217;nin Morrison Ödülü, aynı yıl İstanbul Universitesi&#8217;nin madalyası ve onur doktorluğu unvanını ve 1987&#8242;de Grup kuramı vakfının Wigner madalyasıyla ödüllendirilmiştir. 1992 yılına kadar kaldığı Yale&#8217;de işgal ettiği kürsüyü ise Gibbs, Onsager ve Lamb gibi Nobel Ödüllü kişilerle paylaşıyordu. Ancak Gürsey, yine de sık aralıklarla Türkiye&#8217;ye dönüyor ve buradaki bilimsel aktivitelerinden vazgeçmemekte direniyordu. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Tahoma;">   &#8220;Türkiye&#8217;ye gelişlerinde çeşitli üniversitelerde seminerler veriyordu. Nisan&#8217;da vefat etti; ondan önceki Aralık&#8217;ta Türkiye&#8217;deydi. ODTÜ&#8217;de, Bilkent&#8217;te, Edirne&#8217;de seminerler verdi. Yani o kötü hastalığına rağmen, ölmeden dört ay önce buralarda gezdi. Öleceğini biliyordu. Bunun için de kafasındaki bütün problemleri tamamlamak ihtiyacı içerisindeydi. Bir ara konuşurken &#8216;bu yıl on tane yayın yapabildim,&#8217; dedi. Bu Feza&#8217;nın tavrı değildi. Ortalama yılda dört-beş yayın yapardı; problemlerini, biten yayınlarını senelere dağıtırdı,&#8221; diye anlatıyor Prof Gürses. </span></p>
<p></font></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fiziknedir.com/index.php/archives/142/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oktay Sinanoğlu (1935 &#8211; &#8230;. )</title>
		<link>http://www.fiziknedir.com/index.php/archives/140</link>
		<comments>http://www.fiziknedir.com/index.php/archives/140#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2009 17:07:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yakupatbinici.com/site/?p=140</guid>
		<description><![CDATA[Oktay Sinanoğlu (1935 &#8211; &#8230;. ) 
   1935&#8242;te doğan Sinanoğlu, 1953’te Atatürk tarafından 1928 yılında kurulmuş TED Yenişehir Lisesini burslu olarak okudu ve birincilikle bitirdi. Okulun bursuyla kimya mühendisliği okumak üzere ABD&#8217;ye gitti. 1956’da ABD Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley Kimya Mühendisliği&#8217;ni birincilikle bitirdi. 

  1957’de Massachusetts Institute of Technology &#8216; yi ( MIT ) 8 ayda birincilikle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: large; color: #0000ff; font-family: Tahoma;">Oktay Sinanoğlu (1935 &#8211; &#8230;. ) </span><span style="font-size: x-small; color: #800040;"></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Tahoma;">   <img class="alignleft" title="turk" src="http://www.fiziksemineri.com/bilimad/1027.jpg" alt="" width="150" height="186" />1935&#8242;te doğan Sinanoğlu, 1953’te Atatürk tarafından 1928 yılında kurulmuş TED Yenişehir Lisesini burslu olarak okudu ve birincilikle bitirdi. Okulun bursuyla kimya mühendisliği okumak üzere ABD&#8217;ye gitti. 1956’da ABD Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley Kimya Mühendisliği&#8217;ni birincilikle bitirdi. </span></p>
<p><font size="2" color="#800040"></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Tahoma;">  1957’de Massachusetts Institute of Technology &#8216; yi ( MIT ) 8 ayda birincilikle bitirerek Yüksek kimya Mühendisi oldu. 1960’ta Yale Üniversitesinde &#8220;asistant professor&#8221; (yardımcı doçent ) olarak çalışmaya başladı. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Tahoma;">  26 yaşında iken atom ve moleküllerin çok elektronlu kuramı ile &#8220;associate professor&#8221; (doçent) ve 50 yıldır çözülemeyen bir matematik kuramını bilim dünyasına kazandırdı ve &#8220;full professor&#8221; ( profesör ) ünvanını aldı. Bu ünvan ile modern üniversite tarihinin ve Yale Üniversitesi tarihinin en genç profesörü oldu. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Tahoma;">  1964’te ODTÜ&#8217;ye danışman profesör oldu. Yale Üniversitesinde ikinci bir kürsüye daha profesör olarak atandı. Dünyada yeni kurulmaya başlayan Moleküler Biyoloji dalının ilk birkaç profesöründen biri oldu. (Watson ve Crick sarmal modelindeki dna sarmalının çözelti içinde o halde nasıl durduğunu keşfeden adam &#8211; solvofobik kuvvet ) Amerikan Ulusal bilimler akademisine Üye olarak seçildi. Buraya seçilen ilk ve tek Türk oldu. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Tahoma;">  İki defa Nobel&#8217; e aday gösterildi. Defalarca Nobel Akademisinin isteği üzerine Nobel&#8217;e adaylar gösterdi. Dünyanın sayısız yerinde sayısız buluşları ve teoremleri ile ilgili sayısız konferans verdi. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Tahoma;">  26 yaşından beri devam ettiği Yale Üniversitesinde Moleküler biyoloji ve kimya olmak üzere iki kürsüde profesör ve son 7 senedir görev yaptığı Yıldız Teknik Üniversitesinde ise Kimya dalında olmak üzere bir kürsüde Profesör olarak görevini sürdürüyor. </span></p>
<p></font></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fiziknedir.com/index.php/archives/140/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Albert Einstein (1879 &#8211; 1955)</title>
		<link>http://www.fiziknedir.com/index.php/archives/136</link>
		<comments>http://www.fiziknedir.com/index.php/archives/136#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2009 17:03:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yakupatbinici.com/site/?p=136</guid>
		<description><![CDATA[Einstein Ulm’da 14 Mart 1879 tarihinde, özgür düşünceli Alman Yahudisi bir ailenin çocuğu olarak doğmuştu. Babası, pek para kazanmayan bir mühendisti. Albert, çocukluğunu Münih’de geçirmiş ve evde zekasının işaretini erkence vermiş olmasına karşın okulda olağanüstü başarılar sağlayamamıştır. Ortaokulda Alman öğretim sistemini sevmemiş, karşılığında ona ters davranan öğretmenlerle çatışmaya düşmüştü. Bu erken deneyimlerden ötürü resmi Alman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="ulm" src="http://www.fiziksemineri.com/bilimad/625.jpg" alt="" width="150" height="200" />Einstein Ulm’da 14 Mart 1879 tarihinde, özgür düşünceli Alman Yahudisi bir ailenin çocuğu olarak doğmuştu. Babası, pek para kazanmayan bir mühendisti. Albert, çocukluğunu Münih’de geçirmiş ve evde zekasının işaretini erkence vermiş olmasına karşın okulda olağanüstü başarılar sağlayamamıştır. Ortaokulda Alman öğretim sistemini sevmemiş, karşılığında ona ters davranan öğretmenlerle çatışmaya düşmüştü. Bu erken deneyimlerden ötürü resmi Alman makamlarına karşı düşmanlık kazanmıştı. Olumsuz iş koşulları aileyi 1894’te Milan’a göçe sürükledi, öğrenimini tamamlaması için Münih’de bırakılmış olan Einstein da hasta olduğu bahanesiyle sonradan İtalya’daki ailesine katıldı. İtalya’yı daha çok seven Einstein, burada kaldığı kısa süre içinde Milan’dan Cenova’ya 160 km. tutan yolu gezi amacıyla yürüyerek aştı.</p>
<p align="justify">  </p>
<p align="justify">  Einstein sonra Zürih’deki Politeknik Okul’a giriş için başvurdu ama sadece yeterli bir lise diploması olmayışından değil, matematik ve fizikte üstün başarı sağlamasına karşın giriş sınavını da geçemediğinden başvurusu kabul edilmedi. Sınavı kazanabilmek amacıyla, Aarau’daki Cimnazyum’da öğrenim görmeye gitti. Orada çok mutluydu, İsviçre’ye aşık olmuştu; sonradan İsviçre vatandaşlığına geçti ve yaşamı boyunca bir daha ayrılmadı. Sonunda Politeknik Okul’a girdiğinde matematik profesörleri, ikisi de birinci sınıf bilginler olan H. Minkowski ve A. Huntwitz’di; ama ne onlardan pek bir şey öğrenebilmişti, ne de onlar Einstein’i fark etmişlerdi.</p>
<p align="justify">  Mezun olduğunde, geçimini sağlayabilecek bir iş bulmakta güçlük çekmişti. İlk başlarda yedek öğretmen olarak çalışıp, özel fizik dersleri vermişti. 1902’de Berne kantonundaki patent dairesinde alçak gönüllü bir iş buldu. Bu sıralarda Einstein Mileva Mariç’le evlendi. Biri ileride Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nde hayli saygın bir mühendislik profesörü olacak, iki oğulları oldu.</p>
<p align="justify">  Patent ofisindeki iş Einstein için çok uygundu. Gönderilen buluşları incelediği ofisteki işleri arasında, saptırılmadan bağımsız düşünecek zaman bulabiliyordu. O zamanlar, kara cisimle ünlü W. Wien’in yönetimindeki Annalen der Physik’e gönderdiği fizik makaleleri yazmaya başladı. 1901’de bir, 1902’de iki ve 1903 ile 1904’te de birer tane sundu. Tümü de istatistiksel devinbilim ve ısıldinamik alanlarında derin araştırmalardı. Birkaç yıl önceki Plank’in durumuna benzer bir biçimde, aynı konular daha önceleri Gibbs tarafından da ele alınmıştı, ama Einstein bunu biliyordu.</p>
<p align="justify">  1905’te Einstein&#8217;in dehası eşsiz bir biçimde parladı, Mart’ta, Mayıs’da ve Haziran’da her biri tek başına onu ölümsüz kılmaya yetecek üç çalışma yayımladı. İlk çalışma <strong><em>”Işığın oluşumu ve iletişimine ilişkin öz dili bir bakış noktası”</em></strong> ışık paketçiklerinin keşfini ve büyük bir uygulama olarak ışılelektrik etkisinin açıklanmasını içermektedir. İkincisi <strong><em>Isının kinetik kuramınca belirlenen durgunluktaki sıvılarda parçacıkların devinimleri üzerine</em></strong> Browncil devinim kuramı içermekte ve bir kez daha atomların gerçek varlığını gösterip Boltzmann sabitini yeni bir yoldan saptamaktadır. Üçüncüsü <strong><em>Devinen Cisimlerin elektromağnetiği üzerine</em></strong> özel görelilik kuramı içermekte, buradan da, herkesin Einstein’i tanımasına neden olan E=mc2 bağıntısı çıkarılmakta.</p>
<p align="justify">  Fizik dünyasının çoğu Einstein&#8217;ı kuşkuyla karşılamasına rağmen Einstein&#8217;ın en beklenmedik sonuçları bile kısa sürede doğrulandı. Einstein 1913&#8242;de Berlin&#8217;de çalışmaya başladı. Bu dönemde kütle çekimi kuramını iki yüzyıl önce Newton&#8217;un bıraktığı noktadan alarak 1916&#8242;da genel görelilik kuramı olarak ortaya koydu. Genel göreliliğin ortaya koyduğu uzay-zaman bükülmesi gibi bütün sonuçlar daha sonraki yıllarda yapılan deneylerle doğrulandı. Daha sonra kuram evrenin genişlemesinin bulunmasıyla da uyum sağladı.</p>
<p align="justify">  Einstein&#8217;ın 1917&#8242;de ortaya attığı ışınımın uyarılmayla yayımlanması fikri kırk yıl sonra lazerin bulunmasıyla sonuçlandı. 1920&#8242;lerde gelişen kuantum mekaniğinden rahatsız olan Einstein klasik belirlenimci görüş yerine olasılıkçı görüşü kabul etmedi. Kuantum mekaniğine karşı &#8220;Tanrı zar atmaz&#8221; diyen Einstein ilk defa yanılmış oldu.</p>
<p align="justify">  Bütün dünya çapında büyük bir üne kavuşan Einstein Nazi iktidarıyla birlikte 1933&#8242;te Almanya&#8217;yı terk etti. Hayatının gerisini A.B.D&#8217;de geçirdi. Einstein hayatının son yıllarını kütle çekimi ile elektro-magnetik kuramı birleştirecek olan kuramı aramakla geçirdi, ama bunda başarısız oldu. Halen bu problem çözüm beklemektedir. Einstein 1955&#8242;te Princeton&#8217;da hayata gözlerini yumdu. Time dergisinin yaptığı ankette 20. yüzyılın en büyük kişisi seçildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fiziknedir.com/index.php/archives/136/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Isaac Newton (1642 &#8211; 1727)</title>
		<link>http://www.fiziknedir.com/index.php/archives/133</link>
		<comments>http://www.fiziknedir.com/index.php/archives/133#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2009 17:02:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yakupatbinici.com/site/?p=133</guid>
		<description><![CDATA[
  Isaac Newton, 25 Aralık 1642&#8242;de Woolsthrope&#8217;de doğdu. Babası daha o doğmadan önce ölmüştü. Annesi, Newton henüz ikisine bastığında tekrar evlendi. Çocukken çeşitli ağat modeller yaparak el becerisini gösterdi. Çocukluğunun büyük bir kısmını büyükannesinin yanında geçirdi. Grantham&#8217;da okula başladı. Eğitimini 1661&#8242;den itibaren Cambridge&#8217;de sürdürdü. Ama bu arada pek hevesli olmadığı çiftlik işleriyle uğraştı.

  Newton, Cambridge&#8217;de çok başarılıydı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small; color: #800040; font-family: tahoma;"></p>
<p align="justify"><img class="alignleft" title="newtoon" src="http://www.fiziksemineri.com/bilimad/618.jpg" alt="" width="150" height="198" />  Isaac Newton, 25 Aralık 1642&#8242;de Woolsthrope&#8217;de doğdu. Babası daha o doğmadan önce ölmüştü. Annesi, Newton henüz ikisine bastığında tekrar evlendi. Çocukken çeşitli ağat modeller yaparak el becerisini gösterdi. Çocukluğunun büyük bir kısmını büyükannesinin yanında geçirdi. Grantham&#8217;da okula başladı. Eğitimini 1661&#8242;den itibaren Cambridge&#8217;de sürdürdü. Ama bu arada pek hevesli olmadığı çiftlik işleriyle uğraştı.</p>
<p><font face="tahoma" size="2" color="#800040"></p>
<p align="justify">  Newton, Cambridge&#8217;de çok başarılıydı. 1667&#8242;de Trinity College&#8217;de öğretin üyesi oldu. 1668&#8242;de asil öğretim üyesi oldu. 1669 yılında henüz yirmi altısındayken Lucasian matematik Kürsüsü&#8217;ne seçildi.</p>
<p align="justify">  Üniversite 1665&#8242;deki büyük veba salgını nedeniyle kapatılınca Newton annesinin Woolsthrope&#8217;deki evine çekildi. Böylelikle hastalıktan kaçmayı başarabildi. Bir sonraki yıl yaşamının en verimli dönemi oldu.</p>
<p align="justify">  Günümüzde mekanik biliminin dayanağını oluşturan hareketle ilgili üç yasa, önemli, buluşlarının ilkidir. <strong><em>İlk yasa, dışardan bir kuvvet etki etmedikçe hareketsiz bir cismin hareketsiz kalacağını ve düzgün doğrusal hareketli bir cismin de düzgün doğrusal hareketinin sürdüreceğini söyler. İkinci yasa da kuvvetin csimlerde ivmeye neden olması kavramını açıklar. Üçüncü yasa da, her etkinin ters yönde eşit bir tepki doğuracağı yer alır.</em></strong></p>
<p align="justify">  </p>
<p align="justify">  Bu yasaları ortaya koymasından kısa bir süre sonra sıradan bir olay Newton&#8217;un en büyük buluşlarından birini yapmasına yol açtı. Meyve bahçesinde otururken ağaçtan düşen bir elma dikkatini çekti ve elmanın neden düştüğünü düşünmeye başladı. <strong><em>Acaba o güne kadar varlığı bilinmeyen bir kuvvet tarafından mı dünyaya çekilmişti. Eğer varsa, böyle bir kuvvetin bütün cisimleri, hatta gezegenleri bile etkileyebileceğini düşündü. Bu düşüncelerini kullanarak ve yeni bulduğu hareket yasalarını uygulayarak evrendeki tüm cesimlerin aralarındaki uzaklıkla ters orantılı bir kuvvetle birbirini çektikleri kuramını geliştirdi.</em></strong> Bu yeni kuvvete Çekim adını verdi. Yeryüzündeki olayları biçimlendiren yasaların gökyüzündeki cisimler için de geçerli olduğu düşüncesini yerleştirdi.</p>
<p align="justify">  Newton&#8217;un 1665&#8242;teki buluşları mekanikle sınırlı kalmamıştır. Optikle ilgili çalışmaları sonunda beyaz ışığın cam bir prizmadan geçince yeniden birleşerek beyaz ışığa dönüştüğünü buldu. Renk tayfı üzerindeki çalışmaları zamanında kulanılan kırılmalı teleskop türü araştırmalarına yol açtı. O zamanlar da teleskoplarda kullanılan merceklerin oluşturduğu görüntüler camdaki kusurlar yüzünden, renkli çizgilerle gölgeleniyordu. Newton, mercek yerine ayna kullanmaya karar verdi, çeşitli deneylerden sonra, uzaktaki cisimlerin büyütülmüş görüntülerini oluşturan bir içbükey aynalar sistemini geliştirdi. Newton&#8217;un ilk yansıtmalı teleskopu bulması, astronomlara kırılmalı tesekopun yerine koydukları çok değerli bir alet sağladı.</p>
<p align="justify">  </p>
<p align="justify">  Newton, Woolstherpe&#8217;dayken çalışmalarıyla ilgili pek az açıklama yapmıştır. Hareket yaşatan ve genel çekim kuramı ilk olarak 1687&#8242;de yayınlanan <strong><em>“Doğa Biliminin Matematik İlkeleri”</em></strong> adlı kitabında, ışıkla ilgisini sürdüren Newton, 1704 yılında <strong><em>“Optik”</em></strong> adlı ikinci büyük eserini yayınladı. Kitapta, prizmalarla yaptığı deney görülmüştür. Bu kitap şimdiye kadar yazılmış bilimsel kitapların en büyüklerinden sayılır. Kuramların ve kanıtların matematiksel gösterimleri, Newton&#8217;un çekimle ilgili düşüncelerini açıklıkla belirtebilmesi için yeni bir matematik tekniğine ihtiyaç olduğunu gösterir. Bulduğu bu yeni teknik bugün diferansiyel ve integral hesaplar diye bilinir.</p>
<p align="justify">  Newton&#8217;un çevresiyle olan ilişkileri, tartışmalar ve tatsızlıklarla doluydu. Pek az yakın arkadaşı vardı. Kinci ve sinirli bir yapısı vardı. Bu yüzden iki kez sinir krizi geçirdi. Birincisi, annesinin ölümü yüzünden oldu ve altı yıl süreyle herkesten uzak yaşadı. Bütün kendini beğenmişliğinin yanı sıra Newton, Galilei&#8217;yle başlayan bilimsel ilerlemeye olan borcunu hiçbir zaman yadsımamıştır. Bir keresinde “diğer insanlardan daha ileri görebiliyorsam, bu devlerin omuzlarında durduğum içindir” diye yazmıştır.</p>
<p align="justify">  Newton 1688&#8242;de Avam Kamarası Cambridge üyesi olarak seçildi. Bu olay onun ilgi alanının değişmesine yol açtı. Bu tarihten sonra bilimsel araştırmayı bırakmış, bir üst düzey yönetici olmaktan, halk tarafından tanınan bir kişi olmaktan hoşlanmaya başlamıştı. Kraliyet Darphanesi&#8217;nin başına geçti. Söylendiğine göre örnek başarıyla görevini yürüttü. Yaşamı boyunca ilahiyat konularına yoğun ilgi duydu. <strong>Yaşlılığında bile Tevrat&#8217;ta geçen olayların zaman diziniyle ilgili sorunları çözmeye çabaladı.</strong> 1727&#8242;de öldüğünde hiçbir bilim adamının sahip olmadığı bir üne sahipti.</p>
<p></font></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fiziknedir.com/index.php/archives/133/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

