Fizik Nedir

07 Mart 2009

2010 Öss Sistemi

Kategori: Anasayfa — admin @ 21:43

 YÖK, 195 Dakikalık Tek Sınavı Kaldırıyor. 2010′daki Yeni Sistemle İki Ayrı Sınav, İkinci Sınavda da 4 Ayrı Test ve 1 Yabancı Dil Sınavı Olacak.
Akşam’dan Kıvanç El’in haberine göre, 2010 yılında ÖSS‘de yapılacak köklü değişiklikler konusunda önerilen sistemin ayrıntıları netleşmeye başladı. Yeni sistemde öğrencilerin kaderini 195 dakikalık tek sınav belirlemeyecek. Öğrenciler temel sınavın yanında 2 haftaya yayılan 4 farklı dersin testleriyle karşılaşacak, çözdükleri testlere göre bölümlere yerleşecek. Önceki gün YÖK Genel Kurulu’nda ele alınan sistemde öğrenciler, nisan ve haziran aylarında olmak üzere iki aşamalı sınava girecek. Nisan ayında temel bilgilerin yer aldığı sınavda belirlenecek barajı geçenler haziran ayındaki sınavlara girecek.

YÖK’ÜN ÖNÜNDEKİ YENİ SİSTEM ŞÖYLE:

Nisan’daki sınavda öğrencilere basit düzeyde Matematik, Türkçe, Fizik, Kimya, Biyoloji, Tarih, Coğrafya, Felsefe, Psikoloji soruları yöneltilecek.
Haziran’da 2 haftaya yayılan 4 farklı ders testi öğrencilere uygulanacak. Bu testler; ‘Matematik’, ‘Edebiyat’, ‘Fen’ ve ‘Sosyal’ testlerinden oluşacak.
Matematik okumak isteyenlerin sadece bu teste girmesi yetecek. Fakülteler hangi testlere göre öğrenci alacağını açıklayacak.

Moleküler Biyoloji ve Genetik okumak isteyen bir öğrenci ‘Matematik’ ve ‘Fen’ testini çözecek. Fen testi içinde yer alan ‘Biyoloji’ sorularının standart sapmaları da farklı hesaplanacağından ‘Biyoloji’ sorularının önemi artacak.
Yabancı Dil bölümlerinde okumak isteyenler 2 haftalık sınavın haricinde 3′üncü hafta ayrı bir Yabancı Dil Sınavı’na girecek.Meslek lisesi öğrencileri de genel lise öğrencileri ile aynı şartlarda sınava girecek. 2 yıllık Meslek Yüksek Okulları’na sınavsız geçiş hakkı kaldırılacağından meslek liseliler ‘Temel’ düzeydeki sınavın ardından puanlarına göre 2 yıllık fakültelere de yönelebilecek.
4 yıllığa gitmek isteyen meslek lisesi öğrencilerinin önü de kapanmayacak. Meslek liseliler, 4 teste girerek mezun oldukları alan dışında istedikleri bölümlere yerleşebilecek.
Örneğin, bir teknik lise makine, motor gibi bölüm öğrencisi, 2 yıllık okumak isterse sadece ‘Temel’ düzey sınavına girip üniversiteye yerleşebilecek. 4 yıllık bölüme gitmek isterse 2′nci aşama sınava girecek. Hangi bölümü okumak istiyorsa o bölümle ilgili belirlenen testi çözecek. İsterse 4 testi de çözüp bölüm hakkını artıracak. İmam hatip lisesi öğrencileri de istedikleri bölüme istedikleri testi alarak gitme hakkına sahip olacak. 28 Şubat öncesi dönemde imam hatip öğrencilerinin de arasında olduğu meslek lisesi öğrencileri istedikleri alanlarda tercih yapabiliyordu.

Yazılı Sınavlarda Dikkat Edilmesi Tavsiye Edilen Hususlar

Kategori: Anasayfa — admin @ 21:40

Eğitim ve öğretimin en önemli basamaklarından birisi yapılan eğitimin değerlendirilmesidir. Yazılı sınavlar değerlendirmenin en önemli basamaklarından biridir. Yazılı sınavların hazırlanmasından yazılının okunmasına kadar birçok basamakları vardır. Öğretmenlere faydalı olur düşüncesi ile yazılı sınavlarda dikkat edilmesi gereken genel kurallara değinmek istiyorum.

•    Yazılının hazırlanması: Bir yazılının hazırlanabilmesi için yeterince konunun işlenmiş olması gerekir. Sınavın selameti için A ve B grupları şeklinde hazırlanmalıdır. Gruplara ayırırken soruların paralel olmasına dikkat edilmelidir. Soru sayısının 6 ile 8 arasında olması tavsiye edilir. Boşluk doldurma, doğru yanlış, çoktan seçmeli ve tanım soruları öğrencilerin sevdikleri soru çeşitleridir. İmtihanın bir ders saati içinde bitirilmesi planlanmalıdır. Soruların şekillerle desteklenmesi soruların anlaşılırlığını artıracaktır. Her sorunun puanı sorunun başına yazılmalıdır. Soruların zorluk dereceleri ayarlanırken sınavın toplam puanının %50’sinin herkesin çözebileceği tipte sorulara, %30’unun orta seviyeli sorulara ve %20’sinin seviyeli sorulara ayrılması tavsiye edilir. Mümkünse soru kâğıdında sorular aralıklı yazılmalı ya da kâğıt iki sütuna ayrılarak soruların karşısında çözüm yeri ayrılmalıdır. Yazılıya ait ayrıntılı bir cevap anahtarı hazırlanmalıdır. Cevap anahtarı, çözümün aşamalarına göre basamak basamak puanlandırılmalıdır. Yazılıdan sonra cevap anahtarı asılmalıdır.

•    Yazılının yapılması: Yazılıyı sağlıklı bir şekilde sonuçlandırmak için çok farklı yöntemler kullanılabilir. Fakat genel kural olarak; öğrenci sıralarının arası açılmalı, yazılısı yapılacak dersin kitap ve defterleri toplanmalı, mümkünse bütün sınıflar aynı anda sınava alınmalı, imtihan esnasında sürekli dolaşılmamalı ve oturulmamalı, iyi öğrenciler yan yana ve arka arkaya oturtulmalı, soru sorulmasına izin verilmemeli(tabi eğer hazırladığınız soruların anlaşılırlığına ve doğruluğuna güveniyorsanız), sınavı bitiren öğrenci dışarı gönderilmelidir.

•    Yazılının okunması ve değerlendirilmesi: Bu konuda aşağıdaki noktalara dikkat edilmelidir:
•    Cevap anahtarı sınavdan hemen sonra ilan edilmeli,
•    Sınav kâğıtları sınavdan sonra bir hafta içerisinde okunmalı,
•    Sınav kâğıtları soru soru okunmalı,
•    Sınav kâğıtları değerlendirildikten sonra öğrencilere gösterilmeli,
•    Sınav sonuçlarının analizi yapılmalı,
•    Sınav sonuçları grafiklerle gösterilmeli,

Nuri Balta

Kim demiş ne demiş?

Kategori: Anasayfa — admin @ 21:21

İşte size birkaç örnek…

  • Mıknatısların aynı kutupları (N-N ve S-S) birbirine ne demiş?
  • Aramızdaki bu çekememezliğin sebebini bir türlü anlayamadım, demiş.
  • Mıknatısların zıt kutupları (N-S) birbirine ne demiş?
  • Aramızdaki bu cazibe beni şaşırtıyor, demiş.
  • Ortadan ikiye bölünen mıknatısın kutupları ne demiş?
  • Hiç yalnız kalamayacak mıyım kardeşim, demiş.
  • Bir foton bir fotona ne demiş?
  • Gel beraber etrafı aydınlatalım, demiş.
  • Peki o diğerine ne demiş?
  • Olmaz, bir alkali metal ile randevum var ondan bir elektron koparmam lazım, demiş.
  • Kesme potansiyeli kopan fotoelektronlara ne demiş?
  • Hiç uğraşmayın hiçbirinize geçiş hakkı yok, demiş.
  • Doyma potansiyeli kopan fotoelektronlara ne demiş?
  • Yettim gardaşlarım hepinizi garşı tarafa ulaştıracam, demiş.
  • Atom kendini uyarmaya çalışan elektron ve fotona ne demiş?
  • Ben öyle her teklifi kabul etmem beni uyarmak istiyorsanız en az şu kadar isterim, demiş.
  • Peki sonra ne demiş?
  • Ama benim için kritik olan miktara ulaşacak olursanız bunun üzerindeki her teklife açığım, demiş.
  • Işıma yapmak üzere olan atom bir garson edasıyla ne demiş?
  • Işımanızı bütün mü alırsınız yoksa dilimleyeyim mi?, demiş.
  • Rutherford Thomson a ne demiş?
  • Dostum kekin güzel olmuş olmasına da üzümlerin kek içindeki yerlerini beğenmedim, demiş.
  • Peki o ne demiş?
  • İlahi Rutherford, bunlar üzüm kekin içinde değil de dışında olacak değil ya, demiş.
  • Çizgisel momentum açısal momentuma ne demiş?
  • Benim işim De Broglie ile sen git Bohr’la ilgilen, demiş.
  • Elastik çarpışma elastik olmayan çarpışmaya ne demiş?
  • Maden enerjini koruyamayacaktın ne diye çarpıştın, demiş.
  • Prizma, üzerine gelen beyaz ışığa ne demiş?
  • Üstüme üstüme gelme seni dağıtırım sonra kendini toparlayamazsın, demiş.

Yeni Sistem Projeleri

Kategori: Anasayfa — admin @ 20:52

Yeni sistem de konuları öğretirken, öğrencilerimize esas öğretmemiz gereken,araştırma, bilgiye ulaşma ve araştırma sonuçlarında ortaya projeler koyabilme yeteneği kazandırmak olmalıdır.

Her konu işlenirken, küçük projeler hem konuyu cazip hale getirir hem de öğrencilerimize fiziği sevdirirken hayata hazırlar. Ama bu projelerin ebeveynler tarafından yapılmamasına özellikle dikkat edilmeli…:)

Denge, moment, kütle merkezi konularındaki öğrencilerime üç haftalık süre için verdiğim ödevden sadece bir kaç örnek;

sadece bir kaç kibrit çöpüyle düz masanın kenarına bir şişe suyu astılar ben şahidim…

Buda sıfır dan üretim yapmış. Emek vermiş.

Saygılarımla…

Halil İbrahim Gündoğdu

higundogdu@gmail.com

www.fizikolimpiyat.com

Feza Gürsey (1921-1992)

Kategori: Bilim Adamları — admin @ 19:08

Feza Gürsey (1921-1992)

  1940′ta Galatasaray Lisesini bitiren Gürsey 1940-44 arasında Istanbul Universitesi Fen Fakültesinde (İÜFF) fizik öğrenimi gördü. Daha sonra Ingiltere’ye gitti ve 1950′de Londra Universite’sine bağlı imparatorluk bilim ve teknoloji yüksek okulu’nda doktora çalışmasını tamamlayarak Türkiye’ye döndü.

  1951′de İÜFF’ye genel fizik asistanı olarak giren Gürsey, 1957′de ABD’ye giderek Brookhaven Ulusal Laboratuvarı’nda ve 1958-60 arasında Princeton Universite si’nde araştırmalar yaptı.1960-61 yıllarında konuk yardımcı profesör olarak Columbia Universite’ sinde dersler verdi. Ve daha sonra Türkiye’ye dönerek 1961′de Orta Doğu Teknik Universitesi’nin(O.D.T.Ü) Teorik Fizik Bölümü’ nde Profesör oldu. 1963′te yeniden ABD’ye giden Gürsey 1963-67 arasında Yüksek Araştırma Enstütüsü’nde ve Yale Universite’sinde konuk profesör olarak dersler verdi. 1974′te O.D.T.Ü’den ayrılarak Yale Universitesi’ne geçti. Ve 1977′de Josiah Willard Gibbs adına kurulan kürsünün profesörlüğüne atandı.

  Feza Gürsey kuramsal fizik alnındaki çalışmalarını atom çekirdeğini oluşturan parçacıklar arasındaki temel etkileşmelerin ve bu parçacıkların iç yapısının incelenmesi üzerinde yoğunlaştırdı. Temel parçacıkların spinlerini inceledi. 1960′ta SU(2) X SU(2) bakışım grubunun lineer olmayan gösterimlerini geliştirdi. 1964′te Italyan fizikçi Radicati ile birlikte çalışarak, çekirdek kuvetlerinin, spin ve izospinin yanısıra Gell-Mann ve Neeman’ın önerdiği SU(3) grubunda etkin olan acayiplik’ten de bağımsız olduğunu ifade eden SU(6) bakışım grubunu ortaya attı. 1974-76 arasında M.Günaydın ile birlikte yaptığı çalışmalarda o güne değin fizikte bulunmayacağı sanılan ayrıcalıklı grupların belirleyebileceği bakışımları araştıran Gürsey, kromodinamik ve elektromagnetik etkileşme yapan renkli kuvarklar ile zayıf(süresi 10 saniyeden uzun) ve elektromagnetik etkileşme yapan elektron, müon ve notrinolar gibi leptonları biraraya toplayan bileşik bir E6 grubunun içerdiği oktonyon cebrinin renk dinamiğiyle ilgisi olduğunu gösterdi. 1976′da da bu grubun bir bileşik grup olabileceğini önerdi. Gürsey’in bu çalışmaları 1968′de TUBİTAK Bilim Ödülü, 1977′de Oppenheimer Ödülü,1979′da Einstein Madalya’sı, 1981′de New York Akademisi’nin Morrison Ödülü, aynı yıl İstanbul Universitesi’nin madalyası ve onur doktorluğu unvanını ve 1987′de Grup kuramı vakfının Wigner madalyasıyla ödüllendirilmiştir. 1992 yılına kadar kaldığı Yale’de işgal ettiği kürsüyü ise Gibbs, Onsager ve Lamb gibi Nobel Ödüllü kişilerle paylaşıyordu. Ancak Gürsey, yine de sık aralıklarla Türkiye’ye dönüyor ve buradaki bilimsel aktivitelerinden vazgeçmemekte direniyordu.

   “Türkiye’ye gelişlerinde çeşitli üniversitelerde seminerler veriyordu. Nisan’da vefat etti; ondan önceki Aralık’ta Türkiye’deydi. ODTÜ’de, Bilkent’te, Edirne’de seminerler verdi. Yani o kötü hastalığına rağmen, ölmeden dört ay önce buralarda gezdi. Öleceğini biliyordu. Bunun için de kafasındaki bütün problemleri tamamlamak ihtiyacı içerisindeydi. Bir ara konuşurken ‘bu yıl on tane yayın yapabildim,’ dedi. Bu Feza’nın tavrı değildi. Ortalama yılda dört-beş yayın yapardı; problemlerini, biten yayınlarını senelere dağıtırdı,” diye anlatıyor Prof Gürses.

Eski Yazılar »

WordPress'in desteğiyle.