Haziran 11, 2010

Yorumsuz

Bilim Adamı Bilim İnsanı Olmak İçin

admin

bilimadami

Bilim adamlığı zor, mihnetli, meşakkatli ve uzun bir süreçtir. Hayatın birçok zevklerinden mahrum kalırsınız. Hele bir de öğrenciliğinizden itibaren kendinizi bu işe adamışsanız yaşamın zevklerinden mahrumiyeti peşinen kabul etmişsiniz demektir.

Yeterince eğlenemez, baharın tazeliğini, sonbaharın hüznünü candan terennüm edemezsiniz. Emirgan’da lalenin tebessümünü, gülün ihtişamını doyasıya seyredemez, Yıldız Parkı’nda ıhlamur kokularını ruhunuzun derinliklerinde soluklayamazsınız. Çünkü aklınızda hep sizi bekleyen sıkıntılı yolun endişeli serüveni vardır.

DÜNYAYI BİLİP YAŞAYAMAMAK

Gecenin son vapuru ile Beşiktaş’tan Üsküdar’a mehtap altında İstanbul’u temaşa etmek isteseniz bile taşıdığınız yükün altında ezilir, sorumluluklarınız sizi cendereye hapseder ve sahile yanaşan geminin sarsıntısı ile beyninizdeki fırtınaların dindiğini hisseder, semadaki mehtabın denizde parıldayan ışıltılarına özlemle ilk kez bakar (aslında mehtabı seyretmek üzere çıkmıştınız) ve sizi bekleyen çalışma masanıza, bilgisayar tuşlarına doğru yönelirsiniz.

Hatta aşık da olamaz, aşktaki hazzı çoğu kez doyasıya tadamazsınız. Çünkü siz mesleğinize aşıksınızdır. Çevrenizdekiler de bunun pekala bilincindedirler. Eviniz, eşiniz ve çocuklarınız sizi rahatsız etmemek, sizi incitmemek için gölge oyunu oynarlar. Eşinizin yeni aldığı giysiyi ya da yeni saç modelini günler sonra yine onun hatırlatması ile fark eder, çocuğunuzun dersteki başarısını sizinle paylaşmak için koşarak yanınıza geldiğinde içine gömüldüğünüz kitap sayfalarından başınızı kaldırıp çoğu kez ne dediğini bile dinlemeden, anlamadan “hımm, aferin sana” deyip kendinizi yine ya kitap sayfalarının arasına gömer ya da bilgisayar tuşlarına kilitlersiniz.

EVDE GEÇEN ZAMAN BİLE ASLINDA İŞE AİT

Çevrenizdekiler çoğu kez başarılarını bile sizinle paylaşmaktan kaçınırlar. Çünkü siz o anda ya yeni bir yazı uğraşı içindesinizdir, ya da ilkokul öğrencisi gibi sınavlara hazırlanmaktasınızdır ya da ameliyat ettiğiniz kritik bir hastanızın durumu sizi endişelendirmektedir,. Zamanınızın çoğu ya hastanede, ya laboratuarda ya da ailenizden uzaklarda akademik çabalarla geçmektedir. Hatta evde bulunduğunuz anlarınızın çoğu bile düşünsel olarak hastanede ya da laboratuarda geçmektedir.

Çevrenizdekiler bu durumu kanıksadıkları için kırılmazlar, eşlerinin ya da babalarının başarıları ile gururlanacakları günlerin özlemi ile sabırla bekler, dururlar. Ama sizin için durum farklıdır. Uzmanlığınız, doçentliğiniz, profesörlüğünüz bir olay olur. Aile ve tüm çevre siz eksenli olduğu için sizin her başarınız günlerce kutlanır, en uzaktakiler bile kutlama mesajları gönderir.

EŞ VE ÇOCUKLANINIZDA UNUTTUKLARINIZ

Bu arada atladığınız evlilik yıldönümleri, eşinizin, çocuğunuzun doğum günleri unutulur, yüzünüze vurulmaz. Çünkü siz bilim adamı olma yolunda çabalıyorsunuzdur. Çevrenizdeki herkes sizi büyük görür, yaptıklarınızla gururlanacağı günlerin özlemi ile bekler dururlar, hatalarınız görmezlikten gelinir.

Bu sıkıntılar tabii ki boşyere değildir. Siz bir şeyler yapmak, insanlığa yararlı olmak, doktor iseniz hastalarınıza bir şeyler yapabilmek için uğraşırsınız. Tarihsel sürece göz attığınızda insanlığın gelişiminde, dünyanın şekillenmesinde sizin çabalarınız aşikardır. Ateşi bularak devir değiştiren, yazıyı icat ederek çağ atlatan, rönesansla birlikte bir kez daha çağ atlatan sizlersiniz.

ESERİNİZ GÖRÜLÜR, SİZ UNUTULURSUNUZ

Hayatın her noktasında sizin eserleriniz görülür. Ama tarih acımasızdır. Yaptıklarınız yaşar, ancak siz unutulursunuz. Elektrikten her an yararlanır, ancak Edison’u hiç hatırlamazlar. Telefon hayatlarının ayrılmaz bir parçası olmuştur, ancak Graham Bell’in adını bile bilmezler. Ölümcül birçok hastalığın tedavisi bulunmuştur ancak hiç kimse bu buluşları gerçekleştiren doktorların adını bile araştırma, öğrenme zahmetine katlanmaz.

Bilim adamı hayatında da bilimsel hazzı yaşayamaz. Yaptıkları insanlık için büyük işlerdir, ancak maddi ve manevi karşılığını çoğu kez göremez. Emekli olurken çalıştığı kurumda sade bir emeklilik töreni düzenlenir, bir plaket ve bir buket çiçek verilir ve evine uğurlanır.

Çevrenin umutları da artık yavaş yavaş tükenir. Çünkü insanlık başka değerlere kıymet vermektedir. Topçular, popçular gündemi meşgul ederken sizin yaptığınız buluşun ya da yeni bir tedavi yönteminin ne ehemmiyeti olur?

Sizler köşenizde artık hatıralarınızla baş başa kalmaya mahkum sıradan bir insansınızdır. Başlangıçta çocuklarınız için bir ide iken onlar da hayatın gerçekleri karşısında ve gözlerinin önündeki acı gerçek karşısında prim yapıcı başka yönlere yönelirler. Çünkü onlara da miras olarak bilimsel çalışmalarınızdan başka onlar için hayat garantisi olacak mal mülk bırakamamışsınızdır.

Mesleğiniz çoğu kez sizinle başlar ve –aile ortamında-sizinle biter. Ölümünüzden bile yakın çevrenizden başka kimsenin haberi olmaz ya da günler sonra olur. Fakat idareci şahsiyetler, politikacılar, sanatçılar ve diğerleri için durum farklıdır.

YAŞAMLARI DEĞİLSE DE ÖLÜMLERİ ŞATAFATLI OLUR

Onların hayatları gibi ölümleri de şatafatlı olur. Günlerce ekranlarda haber olurlar. Bazen yüzbinler, bazen milyonlar son yolculuğuna uğurlarlar. Gazetelerde günlerce taziye ilanları yayınlanır. Geride bıraktıkları için bu durum bir teselli olur. Acıları bir nebze olsun hafifler. Çünkü ne kadar çok seveni olduğunu görürler, uğurladıkları sevdiklerinin ne kadar büyük şahsiyet olduğunu bir kez daha yaşarlar. Ve geriden gelenler için de o kişi örnek bir insan olarak her zaman yad edilir.

Bütün bu gerçeklere rağmen yine de bilimsel haz hayatın diğer hiçbir zevkine değişilmez. Çünkü evrenin sırlarını araştırmak, yaratıcı gücün evrende geçit resmi gibi önümüze serdiği sırlar dünyasını keşfe çalışmak ve keşfedilen her mucizenin karşısında yaratıcı kudrete giden yol üzerinde coşku ile yol almak ve neticede O’nu tanıyabilmek, O’na ulaşabilmek yaşamın asıl amacı, zevklerin en yücesi, aşkların en ulvisi olsa gerek…

Haziran 11, 2010

Yorumsuz

Toprak sıcaklığıyla ısınan konut

admin

toprak-isitma-300x207

Toprağın sıcaklığıyla ısınan konutta fatura yüzde 80 azalıyor.

Doğalgaza ve kömüre gelen zamlar, ısınmada farklı yolların geliştirilmesini beraberinde getiriyor. Bir artezyen kuyusu veya yerin 2 metre kadar altına döşenecek borularla evlerde kışın ısınma, yazın da soğutma yapılabiliyor.

Binaları bu yöntemle ısıtmak, yüzde 80′in üzerinde yakıt tasarrufu sağlıyor. Böyle bir sistemi konutlara kuran Euro-House Genel Müdürü Hakkı Kocakülah, Türkiye’de fazla tanınmayan ancak yeni yeni kullanılmaya başlanan bu teknolojiden ABD ve Avrupa ülkelerinde yıllardır binlerce ev, işyeri ve okulun ısıtması ve soğutmasında faydalanıldığını söyledi.

Söz konusu sistem, ısı pompası görevi yapan bir kompresörle çalışıyor. Bu pompa, dışarıdan enerji verilmesi ile düşük sıcaklıktaki ısı kaynağından aldığı ısıyı yüksek sıcaklıktaki ortama aktarıyor. Yeraltına dikey veya yatay döşenen boruların içinden dolaştırılan su, toprağın sıcaklığını alarak ana cihaza iletiyor. Bu sayede çok az bir enerji harcamasıyla azami miktarda ısıtma veya soğutma sağlanıyor. Yazın havanın ısısı, bir ısı pompası yardımıyla toprağa veya yeraltı suyuna aktarılırken kışınsa tam tersi bir işlemle topraktan ısı çekiliyor. Binaları bu yöntemle ısıtmak, yüzde 80′in üzerinde yakıt tasarrufu sağlıyor. Bir düğmeyi açıp kapatmak kadar kolay çalışan sistem, 150 metrekare daire için ortalama 9 ile 24 bin liraya mal oluyor. Euro-House Genel Müdürü Kocakülah, topraktan ısıtma ve soğutma sisteminde kullanılan ısı pompalarının, buzdolabıyla aynı prensipte çalıştığını ifade ederek şu açıklamayı yaptı: “Bir taraf soğutulurken (buzdolabının içi), diğer taraf (mutfak) oradan alınan enerjiyle ısınır. Başka bir deyişle ısı, bir yerden başka yere aktarılır.”

Isı pompalarının, enerjiyi aldığı yere göre su, toprak veya hava kaynaklı olduğunu belirten Kocakülah, “Sistemin iyi çalışabilmesi için ısı yalıtımı çok önemli. Fransa’da Isı Yalıtım Kanunu 1970′lerde çıktı. Yalıtım yoksa, binalara elektrik bağlanmadığı gibi satılması bile yasak.” diye konuştu. Euro-House Genel Müdürü Hakkı Kocakülah’a göre sistemin yalıtımla desteklenerek uygulandığı Almanya, İsveç ve Norveç’te insanlar, iklim Türkiye’den daha soğuk olmasına rağmen daha az enerjiyle ısınabiliyor. Araştırmalara göre Almanya’da metrekarede 40-50 vat elektrik yeterliyken Türkiye’de 350-400 vat harcanıyor. Türkiye’den daha soğuk ülkeler daha az enerjiyle ısınabiliyor. Devlet, bu konuda gerekli teşvikleri yapmalı.

Pamukkale Üniversitesi Makine Mühendisliği Öğretim Üyesi ve Teknik Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Rasim Karabacak ise elektrik, kömür veya doğalgaz kullanmadan yeraltındaki ısıdan faydalanılan söz konusu cihazla yüksek verimli bir iklimlendirme sistemi kurulup hem konfor sağlanacağını hem de ev ekonomisine katkı yapılacağını vurguladı. Sistemin en büyük özelliğinin, dış hava şartlarına bağlı kalmadan ve çok az enerji harcayarak ısıtma ya da soğutma yapabilmesi olduğunu anlatan Prof. Dr. Karabacak, şunları söyledi: “Toprağın veya yeraltı suyunun sıcaklığı, yaz ve kış aylarında hemen hemen sabit, 7 ile 22 derece arasındadır. Bunun enerjisinden faydalanmak suretiyle kışın ısıtma, yazın soğutma yapabiliyoruz. Fosil yakıtlı ısıtma sistemleriyle kıyaslandığında, karbonmonoksit açığa çıkmadığı için çevreyi de kirletmiyor.”

500 metrekare dubleks villa günlük 10 liraya ısınıyor

Kanada’da yıllar önce kullanılmaya başlanan bu sistemin ülkemizde kullanımı artıyor. Sistemi 500 metrekare dubleks villasına kuran Özgüven Kablo Yönetim Kurulu Başkanı Osman Karakamçı, günlük 10 liraya ısındığını söylüyor: “Sistemin kullanımından çok memnunum. Çok geniş bir alanı ucuza ısıtabiliyorum. Kim görse yaptırmak istiyor.” İstanbul Riva Konaklarında topraktan ısı kullanarak 650 metrekarelik dubleks villayı ısıtan ve aylık 390 lira elektrik faturası ödediğini söyleyen Murat Bilişik de, “Bu büyüklükte yerin ısınması normalde doğalgazla 3 milyarı bulur.” diyor.